mynet sohbet sohbet sohbet odaları

TARİHÇE

4 Ağustos 1964 tarihinde yürürlüğe giren 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar kanunu bu tarihten günümüze kadar geçen yaklaşık 35 yıllık uygulama süresi içerisinde yapılan düzenlemelerle günün şartlarına göre yenilenmiştir. 07 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5362 sayılı yasaya tabi çalışmalar sürmektedir.

1991 yılında kanunda yapılan değişiklikle dernek sözcüğü oda olarak değiştirilmiştir. Buna göre Esnaf ve Sanatkarlar Dernekleri Esnaf ve Sanatkarlar Odası ünvanını, Esnaf ve Sanatkarlar Dernekleri Birlikleri ise Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ünvanını almıştır.

1986 yılında çıkarılan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimini kanununa göre kanun kapsamına alınan mesleklerle ilgili olarak ihtisas odaları kurulmuştur.

Ağrı Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği her zaman esnaf ve sanatkarın yanında olmuştur. Esnaf ve Sanatkara Bilgisayar donanımlı ve uzman kadrosuyla hizmet vermektedir. Avrupa Birliğine girme konusunda yoğun bir çalışmanın gösterildiği gönümüzde mesleki eğitimin önemini bilen Ağrı ESOB esnaf ve sanatkarın mesleki eğitim için ihtiyaç duyulan programları uygulamaktadır.


Cumhuriyet Dönemi ve ESOB

Cumhuriyetin kurulması ile birlikte esnaf-sanatkârlar kesiminin günümüz modern örgütlenmesinin başlangıcı olan 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Birlikleri Kanunu çıkarılmış, 1964 yılında yürürlüğe konulan 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu ile de esnaf-sanatkârlar teşkilatı bugünkü yapısına kavuşmuştur.

 1991 yılında 507 sayılı Kanunda değişiklik yapan 3741 sayılı Kanun ile Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu ve tüm alt teşkilatı, ülkemizde uygulanmakta olan ve kökeni Ahiliğe dayanan ve Almanya’ dan örnek alınan ikili meslek eğitimi sisteminin, işyerlerinde uygulanan pratik kısmı ile ilgili birtakım hak ve sorumluluklar üstlenmiştir. Bu kanun hükümlerine dayanılarak da, ayrıntıları düzenleyen 5 eğitim yönetmeliği çıkarılmıştır.

Konfederasyonumuz ve alt teşkilatı, Ahilikten gelen ilkelerini kaybetmeden bugün de ülkenin orta direği, istikrar unsuru olma özelliğini muhafaza ederek faaliyetlerine devam etmektedir.

Konfederasyonumuz Ahilikten gelen bir teşkilatın en üst kuruluşu olarak, Ahiliğe her zaman sahip çıkmış ve Ahilik ilkelerini korumaya çalışmıştır. Bu nedenle Kültür Bakanlığı ile işbirliği içinde her yıl Ahilik Kültürü Haftası Kutlamaları Yönetmeliği kapsamında bulunan illerimizde, mülki amirlerle yerel yönetimlerin de katkısıyla, büyük bir coşku ile Ahilik Kutlamaları yapılmaktadır. Ahilik Haftası aynı zamanda tüm ülke genelinde Esnaf Bayramı olarak da kutlanmaktadır. Her iki kutlama programları çerçevesinde illerimizde Ahilikle ilgili panel ve konferanslar düzenlenmekte, şenlikler yapılmakta, iller tarafından seçilen, mesleğinde başarılı ve mesleğinin gerektirdiği ahlaki ilkelere sahip en genç-en yaşlı ve kadın esnaf ve sanatkârlarımıza belge ve armağanlar verilmekte, sergiler-fuarlar açılmaktadır. Konfederasyonumuz her yıl ayrıca, Ahiliğin merkezi kabul edilen Kırşehir ilimizde, ülke genelinden gelen esnaf-sanatkâr kuruluşları yöneticileri ile birlikte gerçekleştirilen Türkiye çapındaki büyük toplantıya da öncülük etmekte ve destek sağlamaktadır. Ahiliğin yaşatılması, geliştirilerek günümüz koşullarına uydurulması amacıyla araştırmalar ve yayınlar da yapılmaktadır.

Esnaf ve sanatkâr kesiminin tarihinde önemli bir yer tutan Ahilik, gerek öz ve gerekse kurumları ile günümüzde halen yaşamaktadır. Bugün esnaf-sanatkârlar kesimi açısından büyük öneme sahip olan, Halk Bankası, Esnaf Kefalet Kooperatifleri, Bağ-Kur gibi kuruluşların kökeni Ahilik Teşkilatına dayanmaktadır. Bu nedenle esnaf ve sanatkârlar kesiminde ve bağlantılı teşkilatlarında 38 yıldan beri "Esnaf Bayramı" kutlamaları büyük bir coşkuyla gerçekleştirilmektedir.

Gedik Teşkilatı


Ahilik, Türklere özgü ulusal bir kuruluş olarak ortaya çıkmış, tüketicilerin korunması dahil, Türklerin Anadolu’da kök salması ve tutunmasında önemli bir rol oynamıştır. Ahiler Birliğinin Müslümanlara özgü yapısı 17’nci yüzyıla kadar sürmüştür. Osmanlı Devletinin Müslüman olmayan egemenlik alanı genişledikçe, çeşitli dindeki kişilerin birlikte çalışma zorunluluğu doğmuştur. Bu şekilde din ayrımı yapılmadan kurulan, eski niteliğinden bir şey kaybetmeyen yeni organizasyona “gedik” denilmiştir. Gedik kelimesi Türkçe’dir. Tekel ve imtiyaz anlamına gelir. Resmi terim olarak gedik kelimesine 1927 yılında rastlanır. Ama gediğin tekelci karakteri çok daha eskilere uzanmaktadır.

Gedik sistemi, 1860 yılına kadar sürmüştür. O zamanlar, bir kişi çıraklıktan ve kalfalıktan yetişip de açık bulunan bir ustalık makamına geçmedikçe, yani gedik sahibi olmadıkça, dükkân açarak sanat ve ticaret yapamazdı. Ancak, ellerinde imtiyaz fermanları olan kişiler, sanat ve ticaret yapabilirdi. Bu fermanlar, esnafın sayılarının artırılıp eksiltilmesi, mülk sahiplerinin kiralarını artırmaması, gediği olmayanların sanat ve ticaret yapamaması, açık olan gediklerin esnafın çırak ve kalfalarına verilmesi, dışardan esnaflığa kimsenin kabul edilmemesi gibi hükümleri kapsıyordu.

Gedikler, sabit veya seyyar olmak üzere iki türlüdür. Seyyar veya havzi gedikler, kişiye özgü olup, sahibinin istediği yerde sanatını ve ticaretini yapmasını sağlıyordu. Sabit gedikler ise dükkân, mağaza, atölye gibi yerlere ait olduğundan, sahipleri başka bir yerde sanat ve ticaret yapamazlardı. Gedik sahibi, başka bir yere göç edecek olursa gediğini de resmen nakletmek ve senedini değiştirmek zorundaydı. Bu durumda yeniden resmi araştırma ve soruşturma yapılırdı. Gedikler, toplumun ihtiyaçları, nakil ve değiştirmeler yüzünden çoğaltılıp azaltılabilirdi.

Tanzimat’ın ilanından ve yabancı devletlerle ticaret anlaşmaları yapılmaya başlandıktan sonra, öteden beri sürüp gelen tekelci uygulamaların sanat ve ticaretin gelişmesinde zararlı olduğu anlaşılmış, ticaret ve sanayiinin gelişmesi gerektiğinden ve istendiğinden, artık gedik düzeni ile tekelci uygulamalar kuralının sürdürülmesinde hükümetçe yarar görülmeyerek kaldırılmıştır.

Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarlık, 18’inci yüzyıla kadar altın çağını yaşamıştır. Ahilik gelenekleri ve daha sonra kurulan lonca teşkilatları bu sınıfı gerek nicelik ve gerekse nitelik yönünden geliştirmiştir. Bu gelişmeye devlet de katkı vermiş, derbendci denilen memurlar vasıtasıyla ticaret yollarının bakım ve güvenliğini sağlamıştır..

Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünden Ahilik de payına düşeni almış, giderek yozlaşmıştır. Sonuçta giderek, loncalar bozulmuş, gediklere töreye göre değil, iltimasa göre atamalar yapılmaya başlanmıştır. Esnaf ürettiği malı satamaz olmuştur.

Bu dönemde devlet tam bir çöküş yaşamıştır. Nihayet 1912 yılında loncalar tamamen ortadan kaldırılmıştır. Böylece 700 yıl boyunca yaşamış ve Anadolu halkının ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamında belirleyici rol oynamış olan Ahilik sistemi tarihe karışmıştır.

İttihat ve Terakki döneminde esnaf ve sanatkârların yaşadığı bu çöküş çarkını tersine çevrilecek çözümler aranmış, bu kesimin devlet tarafından teşvik edilmesi, çıraklık mekanizmasının iyi işletilmesi gibi formüller üzerinde durulmuştur. Ancak bir sonuç alınamadığı için Osmanlı İmparatorluğu gibi Ahilik sistemi de çökmüştür.